Okulöncesi Dönem Çocuklarını Eleştirel Düşünceyle Tanıştırma

Okulöncesi Dönem Çocuklarını Eleştirel Düşünceyle Tanıştırma

Eleştirel düşünme, akıl yürütme, analiz ve değerlendirme gibi bilişsel/zihinsel süreçlerden oluşan bir düşünme biçimidir. Konuya yabancı kişilerin anlamasını kolaylaştırmak açısından bilişsel ya da zihinsel kelimesini açmakta fayda var. İsviçreli Psikolog Jean Piaget bu kavramı insanın dünyayı anlamaya yönelik zihinsel etkinlikleri olarak tanımlar. Piaget’e göre insan diğer canlılardan farklı olarak dikkat, algı, düşünme gibi zihinsel süreçlerle etkin bir canlı olarak çevresini anlar ve yorumlar. O halde bilişsel süreç, insanların davranışlarını biçimlendiren düşünme, öğrenme ve hatırlama gibi faaliyetlerdir.

Çocuklar nörolojik açıdan herhangi bir olumsuzlukları yoksa eleştirel düşünme becerisine sahip olarak doğarlar. Dünyayı algılamaya başladıklarında neden ve nasıl sorularını sıklıkla sorarak meraklarının üzerine giderler. Bu basit sorgulama ebeveynler açısından sıkıcı bulunduğunda ve sorulara yeterli cevap verilmediğinde çocuklar bir süre sonra ebeveynlere soru sormaktan vazgeçer, sorularına kendilerince cevaplar bulmaya çalışırlar.

Eleştirel düşünme, sorgulamayla başlar ve herhangi bir konuyu çeşitli yönleriyle irdelemeye dönüşür. Zihinsel olarak gelişme hızlandıkça, örneğin yetişkinlikte (ergenlik ve sonrasında) sağduyu ve bilimsel kanıtlarla uyuşan net hükümlere varmak için soyut konular üzerinde düşünme süreçlerini de içerir. Eleştirel düşünen bireyler böylece tüm duyularından, gözlemlerinden, deney ve akıl yürütmelerden elde ettikleri verileri biraraya getirirler.

Eğitim sisteminin performansının yüksek olduğu birçok ülkede eleştirel düşünme becerisini geliştirebilmek amacıyla okulöncesi dönemden başlayarak  “Çocuklar İçin Felsefe (philosophy4children-P4C)” benzeri programlar uygulanmaktadır. (bkn. http://www.philosophy4children.co.uk/) Bu türden programlar aracılığıyla öğretmenler spesifik olarak düşünmeye odaklanarak eleştirel bir tutumun gelişmesine yardım etmeye çalışırlar. Bu da göstermektedir ki felsefe öğrenme ile eleştirel düşünme arasında doğru bir ilişki vardır. Her ikisinin de temelinde merak ve anlama çabası yatar.

Bir çocuğun eleştirel düşünme becerisini kazanabilmesi için öncelikle düşünme becerisini kazanması gerekir. Düşünmenin temelinde ise anlamaya çalışma, bunun için de soru sorma vardır.

Soru sorma, herhangi bir duruma veya kavrama ilişkin gerçekleştirilen bir etkinliktir. Kişi soru sorarak ve sorduğu soruya cevap arayarak içinde bulunduğu durumu ya da merak ettiği kavramı anlamaya/açıklamaya çalışır.

Çocuğun sorulara cevap arama sürecinde bilinçli bir şekilde tartışma konusu açmak, konuyu tüm yönleriyle ele alacak soru sorma becerisini geliştirebilir ve böylece tartışma becerisini de öğrenebilir. Tartışma sürecinde amaç haklı çıkmak ya da kendi fikirlerimizi karşı tarafa kabul ettirmek değil düşüncelerimizi sakin ve mantıksal zeminde tartışmayı öğrenmektir.  Bu konu okulöncesi eğitim programlarında ve uygulamalarda özellikle yer almalıdır. Tabiki öğretmenlerin eleştirel ve yaratıcı düşünme becerisi geliştirme konusunda eğitimli olmalarını da gözden kaçırmamak gerekir.

Okulöncesi eğitim kurumlarında öğretmenler 3-6 yaş arasında eleştirel düşünme becerisini geliştirmek için özne, nesne, hipotez, varsayım, bilgi, bilgiyi aramak, görecelik, şüphecilik, akılcılık, sezgicilik, deneycilik, hümanizm, metafizik, maddecilik, etik gibi temel bazı kelimeleri çeşitli yöntemlerle çocuklara kazandırmaya odaklanabilirler. Bunun uygulanması oldukça zordur, sorumluluk, zaman ve sabır gerektirir.

Çocuklara eleştirel düşünme becerilerini öğretmede kullanılabilecek bir diğer yöntem de çocukların iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, özgürlük, adalet, sorumluluk, erdem, vicdan, dürüstlük gibi etik felsefesinde kullanılan kavramlardan yararlanarak örnek olaylar ya da problem durumları hakkında çözüm önerileri üretmelerini sağlamak olabilir. Örneğin aşağıda ürettiğimiz kurmaca sorulara veya kendi kuracağınız sorulara okulda öğretmenler, evde ebeveynler çocukların cevap vermelerini isteyebilirler veya çocukları doğal bir oyun ortamında sorularda yer alan noktalar açısından izleyip değerlendirebilirler.

  1. Bir oyuncakla oynamadan önce o oyuncağı herhangi bir arkadaşının (veya evde kardeşinin) oynamak isteyip istemediğini sorabilir misin ve ona verebilir misin? Bunu yapabilir misin? Bunu yapmak seni rahatsız eder mi?
  2. En sevdiğin yiyeceği yemeden önce onu başkalarıyla paylaşabilir misin? Paylaştığında veya paylaşmadığında neler hissedersin, tanımlamaya çalışır mısın?
  3. Sevdiğin bir arkadaşın senin çok istediğin bir oyuncağıyla oynamana izin vermese ona yaklaşımın nasıl olurdu? Neler hissederdin? (Bu durum gerçek ortamda kamera ile çekilerek tüm çocuklara izletilebilir)
  4. Sevmediğin bir arkadaşın çok istediğin bir oyuncağıyla oynamana izin vermese ona yaklaşımın nasıl olurdu? Neler hissederdin?
  5. Sokak hayvanlarının yiyecek bulmalarına yardım edecek birkaç öneride bulunur musun? Bunlar arasında en etkili yol hangisidir?
  6. Okul kurallarında doğru ve yanlışlar sence nelerdir? Doğru olduğunu düşündüğün kuralları neden doğru buluyorsun? Yanlış olduğunu düşündüğün kurallar sence neden yanlış?
  7.  Şiddet içeren telefon ya da bilgisayar oyunları oynayan insanlar normal yaşamlarında da şiddete yönelik eylemlerde bulunurlar mı? Bununla ilgili gözlemleriniz ya da kanıtlarınız var mı? (5 yaş ve üzeri için uygun bir soru)

Bu sorular tamamen kurmacadır. Çocukların bu ve buna benzer sorulara verecekleri cevapları doğru ya da yanlış biçiminde değerlendirilmemelidir. Felsefenin temel kavramları konusunda eğitimlerle desteklenen öğretmenler çocukların sorulara verdikleri cevapları neden ve nasıl gibi sorularla açabilirler. Unutmayın amacımız çocukların eleştirel düşünme becerisini edinmelerine yardımcı olmaktır.

Yüksel Yeşilbağ